“Çin’in ilaç PR’ına niye alet oluyoruz?” başlıklı bir yazı yazan KARAR yazarı Akif Beki, koronavirüsün çıkış kaynağı olan Çin’in dünyanın kurtarıcısı rolüne soyunduğunu ve bunu gazmedemediğini yazdı.

Beki’nin yazısı şöyle:

Sen insandan insana geçen yeni tip bir ‘corona’ virüsün ortaya çıktığını örtbas et, bencilce çıkar hesabı yap, dünyayı uyarma, önlem alınmasını geciktir…
Virüsü ilk bulan doktor Li’ye ‘dedikodu yaymak’tan soruşturma aç ve hatta tutuklamaya bile kalk, kasım sonuyla aralık başlarından itibaren görülmeye başlayan vakaları sakla, ta 31 Aralık’ta Dünya Sağlık Örgütü’ne haber ver, hala kontrol altına aldığını ve korkacak bir şey olmadığını söyle, ancak 20 Ocak’tan sonra alarm ver, giriş çıkışları kapatıp şehirleri karantinaya almaya soyunduğunda ise hastalığı çoktan dört kıtaya bulaştırmış ol, müdahale ve tedbirlerde geri kalınmasına yol aç, senin aymazlığın yüzünden göz göre göre milyonlarla birlikte Wuhan’dan çıkıp dört bir yana sıçrasın bu felaket…

Sonra da başımıza musallat eden sen değilmişsin gibi Hızır Paşa rollerine gir, bulaştırdığın virüsten kırılan İtalya’ya yardıma koşar gibi yap, virüsü çözüp aşı için gereken kodları DSÖ’ye bildirmekle övün, ona buna akıl satmaya kalk, nasıl doğru mücadele edilir dersleri ver, ilaç bulup tedavi geliştirdiğin gibi bilimsel olarak kanıtlanmamış efsaneler üret, zorlanan ülkelere dayanışma teklif et, tıbben gelişmiş ve iktisaden güçlü devlet şovları yap, koruyucu kurtarıcı melaike pozlarında dolaş, hiçbir gösteri fırsatını kaçırma…

Bir bana mı fazla geliyor, kaldıramıyorum bu pişkinliği.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çin Büyükelçisi Deng Li’yle görüştüklerini, alicenapları sağ olsun bizimle bilgi paylaşmayı ve hızlı test kitiyle hastalarda iyileşme süresini 4 güne düşüren ilacı parayla satmayı kabul ettiklerini müjdeledi.

Sevinmeli miyiz şimdi buna, minnet mi duymalıyız? Ayrıcalık tanıyıp büyük jest mi yapmış, kıyak mı geçmiş oluyorlar?

Tabii ki hayat kurtaracak her türlü işbirliği imkanı değerlendirilecek, lafım yok.

Fakat Çin’in acil ihtiyacı istismar ederek yağ gibi üste çıkmasına da, utanacağı sıkılacağı yerde mağdurlarını minnet borçlandırmasına da, yüzünü kızartmadan PR faaliyeti yapabilmesine de alet olmak zorunda mıyız?

Yalanlarıyla oyalayıp can derdine düşürdükleri dünyaya şirinlikler yaparak el uzatıyorlar güya.

‘Demek ki arkasında emperyalist bir komplo var, biliyorlardı, planlı bir saldırı, hedefleri Çin ve Avrasya devriminin önünü kesmek’ dedirten fasaryaları kim yayıyor, farkında mısınız!

Rockefeller Vakfı’nın 10 yıl önce raporladığı gelecek senaryolarında da geçiyormuş salgın, cihan savaşlarından daha ölümcül bir tehdit olacağına dair Bill Gates de uyarmış zaten, aşı hazırlığına servetler yatırılmış, virütik salgın tehlikesi 40 yıl önce basılan falan romanla 12 yıl önceki filan kehanet kitabında da işleniyormuş vesair…

Buradan; salgınların Nuh Nebi’den beri bilindiği ve beklendiği, ‘sen hazırlığı en kötüsüne yani kışa göre yap da bahar çıkarsa bahtına düğün bayram’ diye uyaranların düşman değil dost olduğu çıkmaz mı?

Ama hayır. Aşısını geliştirerek koronayı yenmeye yardım edenler, ‘biyolojik silah’ koronayla birlikte yenilecek düşman safında gösteriliyor. Koronayı bulaştıran tedbirsizlerse koronayla savaş kahramanı diye sunuluyor, aklanıp paklanıyor bu verilerle.

Kışkırtılan paranoyaları da Çin’in pompalamadığı ne malum?

Bütün bir alem virüsle boğuşurken algısını düzeltmekten başka bir şey düşünmeyen, önceliğini imaj çalışmalarına veren, adını temize çıkarmak için suçu başkalarına atmaktan çekinmeyen Çin rejimine ne demeli bilmiyorum.

Ama şunu kesin olarak biliyorum, koronavirüs bile bu PR şovlarından daha sevimsiz görünmüyor.

Bu kadar kolay içinden sıyrılıp bozulan algınızı toparlayamazsınız. Bu ucuz alayiş, bu uyduruk gösterişle mümkün değil.

Başınızı öne eğip dünyadan özür dilemeyi öğrenene dek gölge etmeyin başka ihsan istemez.