Canan Kaftancıoğlu: İktidar gözü pek kadınlardan korkuyor

Canan Kaftancıoğlu: İktidar gözü pek kadınlardan korkuyor

25 yıl sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın kazanılmasında örgütü yeniden ayağa kaldırarak başarıda büyük oranda payı olan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, sosyal medya paylaşımları nedeniyle 4 yıldan 17 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Ali Açar’ın haberine göre; 23 Haziran seçimlerini “AKP’nin vesayetine karşı demokrasinin zaferi” olarak niteleyen Kaftancıoğlu, “Soruşturmanın başlatılmasından iddianamenin oluşturulmasına ve duruşmaya kadar baştan sona iktidarın muhalefetten intikam alma girişimiyle karşı karşıyayız.

Yıllardır FETÖ’nün siyasi ayağı araştırılsın, yargılansın diyen Meral Akşener’e de FETÖ suçlaması yöneltiyorlar. İktidar, sözünü sakınmayan, gözü pek kadınlardan korkuyor. Korkmakta haklılar” diyor.

Canan Kaftancıoğlu 23 Haziran başarısı ve hakkında açılan davaya ilişkin Cumhuriyet Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.

31 Mart seçimlerinin yenilenmesinin ardından 13 bin olan oy farkı 806 bine çıktı. Bu farkı bekliyor muydunuz? Bu farkın ortaya çıkmasını sağlayan neydi? Nasıl okumak gerekir bu sonuçları?

Demokrasiyi içselleştirememiş vesayetçi bir iktidarla karşı karşıyayız. Adını tam olarak koymak gerekiyor. İşine gelmezse halk iradesini tanımayan, yargıyı muhalefete karşı sopa olarak kullanabilen, medyayı tekelleştiren, bürokrasinin tüm kurumlarını partizanca bir hırsla dizayn eden AKP vesayeti var bu ülkede. 23 Haziran seçimi AKP vesayetine karşı demokrasinin zaferidir. Devletin ve İBB’nin tüm olanaklarını kullanarak seçim kampanyası yapan bir aday ile, halkın, bağışlarıyla kampanya yürüten bir adayı yarıştı. Haklı olanın her zaman daha güçlü olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Farkın ilk seçimden çok daha fazla olması İstanbulluların demokrasiye ve seçilmiş belediye başkanına sahip çıktığının bir göstergesidir.

CHP bu oy oranını kimlerden aldı, Seçimin kaderini belirleyen kimlerdi?

Seçimin kaderini iradesine el uzatılan, kararına saygı duyulmayan İstanbullular belirledi. 31 Mart’tan önce bizim vaatlerimize “Kaynağı nereden bulacaksın” diyenlerin 23 Haziran’a doğru halkı kandırmak için ortaya attığı birbirinden tutarsız vaatlere İstanbullular prim vermedi. 31 Mart’tan önce “beka tehlikesi” üzerinden milleti terörist olmakla itham edenlerin 23 Haziran’a giderken Öcalan’dan medet umar hale geldiğini herkes gördü. Umduklarını da bulduklarını da kaybettiler. Çünkü kimlerin sahici politikalarla İstanbul’a hizmet etmek istediğine kimlerin de koltuklarını korumak için şekilden şekile girebildiğine herkes tanık oldu. Ekrem İmamoğlu toplumun tüm kesimlerinden oy aldı.

‘İBB artık İstanbulluların’

İmamoğlu’nun seçilmesi ile 5 yıl boyunca nasıl bir İstanbul’da yaşayacağız? İl Başkanı olarak verilen sözlerin takipçisi olacak mısınız? İstanbul’da yalnızca belirli kişi, kişiler ya da gruplar lehine aktarılan kaynağın, tüm İstanbullulara hizmet için kullanıldığı bir dönemi yaşayacağız. Birilerinin iddia ettiği gibi sosyal yardımlar azalmayacak aksine daha da artacak ve daha fazla kişiye ulaşacak. Tüm bunlar şeffaf bir şekilde gerçekleştirilecek, İBB her zaman halka hesap verebilir durumda olacak. Bu süreçleri il başkanı olarak ben takip edeceğim ama tüm İstanbulluların da takip etmesini istiyorum. İBB artık olması gerektiği gibi 16 milyon İstanbullunun.

AKŞENER’İN DOSYASI ÜÇ YIL BEKLETİLDİ

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında başlatılan soruşturma sonrası Akşener’e destek mesajı verdiniz. Akşener hakkındaki soruşturmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Devleti yöneten kişi, sandıkta karşılık bulamadığı için halk nezdinde karşılığı bulunan siyasileri soruşturmalarla, davalarla, hapis cezalarıyla sindirebileceğini zannediyor. Yıllardır FETÖ’nün siyasi ayağı araştırılsın, yargılansın diyen Meral Akşener’e FETÖ suçlaması yöneltmek tam bir akıl tutulmasıdır. Akşener ile ilgili soruşturma dosyası 3 yıldır bekletiliyordu. Parti kurup başarı yakalayınca dosya raftan indirildi. Sözünü sakınmayan gözü pek kadınlardan korkuyorlar. Korksunlar, korkmakta haklılar.

“FETÖ’nün siyasi ayağı araştırılsın, yargılansın diyen Meral Akşener’e FETÖ suçlaması yöneltmek akıl tutulmasıdır. Akşener ile ilgili soruşturma dosyası 3 yıldır bekletiliyordu. Parti kurup başarı yakalayınca dosya raftan indirildi.”

EN BÜYÜK İHANET KOZMİK ODAYA GİRMEK

İstanbul’da iki seçim üst üste sandık güvenliğini sağlamayı başaran bir CHP İstanbul İl Örgütü var. Bunu nasıl başardınız, örgütü nasıl hazırladınız?

Önce inanarak, sona çok çalışarak. Ben il başkanı seçildiğim kongrede de söylemiştim. Biz çalışıyormuş gibi işler yapmayacağız, çalışacağız. Ne yapıyorsak bir amacı, bir stratejisi olmalıydı. Bu anlayışla hareket ettik. Örgüt, bir strateji dahilinde bir hedef için doğru çalışmalar yapıldığında bunun karşılığının alınabildiğini gördükçe, hissettikçe daha fazla çalışmaya da ikna olmuş oldu. Parti içinde aktif görevi olan ya da olmayan herkesin katıldığı bir süreci başlattık ve hep birlikte yan yana yürümeyi başardığımız için de İstanbul hedefimiz gerçek oldu.

Halkta karşılığı var

Yıllar önce yaptığınız sosyal medya paylaşımları nedeniyle 17 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyorsunuz. Bu dava ile mesaj mı verilmek isteniyor?

Yerel seçimlerde Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde Türkiye genelinde kurulan ve tüm siyasal kesimleri demokrasi çatısı altında buluşturan büyük toplumsal ittifak, İstanbul başta olmak üzere birçok kentte halktan karşılık buldu. CHP’nin akılcı ve sahici politikaları, AKP’yi ve özellikle de AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı rahatsız etti. Bu dava da şahsım üzerinden partime ve toplumsal muhalefete bir gözdağı verme amacı taşıyor. İktidar, İstanbul yenilgisi için bedel ödetmek istiyor. Soruşturmanın başlatılmasından iddianamenin oluşturulmasına ve duruşmaya kadar baştan sona iktidarın muhalefetten intikam alma girişimiyle karşı karşıyayız.

“Devlete karşı en büyük ihanet, devletin Kozmik Odasını FETÖ’ye açmaktır. Ergenekon ve Balyoz davalarında yargı nasıl iktidarın intikam amaçlarına hizmet etmişse bugün de aynı hukuksuz süreç devam ediyor.”

İddianamenin seçimden hemen önce hazırlanması tesadüf mü?

13 Ocak 2018’de il başkanı seçildim. 15 Ocak’ta hakkımda soruşturma dosyası oluşturuldu. 16 Ocak’ta AKP Genel Başkanı Erdoğan, grup toplantısında sahte tweetlerle beni hedef gösterdi, hakaretler savurdu. Hatta konuşmasında “Bunların bedelini ödeyeceksiniz” diyerek mesajı da verdi. 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden 12 gün önce Adalet Bakanlığı hakkımda soruşturulma başlatılmasına onay verdi. Sonra ne hikmetse 1 yıl boyunca bu dosya hiçbir işlem yapılmadan bekletildi. Ta ki yine bir seçim dönemine kadar. 23 Haziran seçimlerine hazırlanırken 22 Mayıs’ta hakkımda iddianame hazırlandı. 5 gün sonra yani 27 Mayıs’ta 37. Ağır Ceza Mahkemesi bu iddianameyi kabul etti ve duruşma tarihini açıkladı. Seçimden hemen sonra da ilk duruşma yapıldı. Gördüğünüz gibi yargı özellikle seçim dönemlerinde beni hatırlamış. İstanbul’u kazanınca da dava açmaya karar vermişler. Bunların hiçbiri tesadüf değil. AKP yargı mühendisliğiyle siyaseti dizayn etmeye çalışıyor; yargıyı intikam planlarında araç olarak kullanıyor.

‘Safsata suçlamalar’

Size yöneltilen suçlamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suçlamaların tamamı safsata, hiçbirini kabul etmiyorum. Berkin Elvan’ın cenazesinde yaşananları kamuoyuna duyurmak için yurttaş haberciliği yaparak paylaştığım bir tweet nedeniyle devleti aşağılamaktan yargılanıyorum mesela. Devlet adına 16 yaşındaki Berkin’i öldüren katillerin hâlâ cezalandırılmamasıdır devlete hakaret. Asıl devleti aşağılayanlar, devlet adını, gücünü ve imkânlarını kullanarak suç işleyenlerdir. Devlete karşı en büyük ihanet, devletin kozmik odasını FETÖ’ye açmaktır. Ergenekon ve Balyoz davalarında yargı nasıl iktidarın intikam amaçlarına hizmet etmişse bugün de aynı hukuksuz süreç devam ediyor. Ben bir vatandaş, bir siyasetçi, bir anne olarak sorumluluklarım neyse onu söyledim, söylemeye de devam edeceğim. Sadece bu da değil. Fetullah Gülen’e “şizofren ilkokul mezunu” dediğim için yargılanıyorum. Meydanlarda FETÖ’ye esip gürlemelerinin gerçekçi olmadığı ortada. Kameralar karşısında atıp tutanlar arka tarafta Gülen’e söz söyleyenleri yargılıyorlar. FETÖ ile AKP arasındaki ayrılık da sevdaya dahil. AKP, sahiden FETÖ ile mücadele etseydi bu mahkemelerde biz değil, hâkimlere talimat verenler, devleti FETÖ’cülere yönettirenler yargılanırdı. Kim yargılanıyor? Terörist Fethullah’a “şizofren ilkokul mezunu” diyen ben yargılanıyorum. Gazeteci Barış Pehlivan, daha geçen günlerde Fetulllah Gülen’e hakaret ettiği için hapis cezası aldı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN