TÜSİAD: Bağımsız bir Merkez Bankası şart

TÜSİAD: Bağımsız bir Merkez Bankası şart

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın görevden alınmasını değerlendiren Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, Merkez Bankası bağımsızlığına fazlasıyla özen gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Kaslowski, “Merkez Bankası bağımsızlığı makro ekonomik istikrar için şarttır. Kanunlarımıza göre, Merkez Bankası, hükümetle birlikte karar verilen hedeflere ulaşmak amacıyla araç kullanma bağımsızlığına sahip… Faiz, rezerv, karşılık oranı, çeşitli opsiyon mekanizmaları dahil olmak üzere pek çok aracı kullanabilir. Faiz indirip indirmeyeceğine Merkez Bankası yönetimi karar verir. Dünyada bize benzer ülkeler arasında en yüksek enflasyona sahip ülke olarak Merkez Bankası bağımsızlığına fazlasıyla özen göstermeliyiz. Finansal istikrarı sağlamak için enflasyon hedeflemesi yapan bağımsız bir Merkez Bankası’na ihtiyacımız var. Bu çok net” diye konuştu.

EN BÜYÜK BEKLENTİ FİNANSAL İSTİKRAR VE YAPISAL REFORMLAR

Kaslowski, Türkiye’nin önünde dört yıllık seçimsiz sürecin bulunduğuna işaret ederek, bu döneme dair en büyük beklentilerinin finansal istikrar ve yapısal reformlar olduğunu söyledi.

Kaslowski, kurumların güçlendirilmesi, yönetim şekilleri ve sahip oldukları itibar ile ekonomiye daha fazla katkı yapacak hale gelmesi gerektiğini vurgulayarak, yakın zamanda Türkiye’de anayasa ve bununla beraber yönetim sistemi değişikliği yapıldığını anımsattı.

Erken seçim vesilesiyle yeni sistemin umulandan çok daha hızlı bir şekilde devreye girdiğine değinen Kaslowski, “Belki bir anlamda çok da iyi hazırlanmamıştık, belki bazı sakıncaları da uygulamada fark ettik diyebiliriz ama bu sistemde bazı sorunlar olduğu hepimizin malumu. Bu sakıncaları gidermeye odaklı anayasal değişikliklerin yapılacağı yönünde çalışmalar olduğunu duyuyoruz. Bunların hem süratle hazırlanmasını bekliyor, hem de sistemi yeni denge ve kontrol mekanizmalarıyla destekleyecek değişiklikler görmeyi umuyoruz” diye konuştu.

İLK KOŞUL ENFLASYONU KALICI ŞEKİLDE DÜŞÜRMEK

Kaslowski, finansal istikrarın ilk koşulunun enflasyonun kalıcı şekilde düşürülmesi olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Bunun da koşulu sıkı para ve mali politikalardır. Bugün bütçenin geldiği nokta Türkiye’nin geçmiş mali disiplin karnesiyle örtüşmüyor. Bütçedeki sorun artık bir kerelik gelirlerle idare etme boyutunu aşmış durumda. Harcama tarafında önemli değişikliklere, tasarruflara ihtiyaç olacak. Ekonomide bugün bir tıkanıklık var. Öncelikle bu tıkanıklığın açılması gerekiyor. Şirket bilançoları döviz cinsinden yüksek borçluluk nedeniyle sıkışmış durumda. Yeniden yapılandırmalarla kredilerdeki sorunlar ertelendi, bugüne gelindi. Daha fazla uzatalım ve sorun yokmuş gibi davranalım diyemeyiz. Artık ödenemeyecek sorunlu kredilerin sistemden temizlenmesi gerekiyor ki verimli alanlara taze kaynak akışı sağlansın.”

HATALI İŞ YAPANLARIN CEZASINI İHTİYATLI KESİM ÖDEMEMELİ

Kaslowski, geçen yıl kurda yaşanan aşırı oynaklığın ardından bankaların belli bir yük altına girdiğini, dolayısıyla takipteki kredi oranlarının tartışma konusu olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda bankaların daha sağlıklı sektörleri destekleyebilmeleri adına takipteki kredilerle nasıl mücadele edeceğine yönelik bazı aksiyonların tartışıldığına dikkati çeken Kaslowski, “Burada batan bir gemi varsa, belki de batması gerek” dedi.

Kaslowski, Avrupa’nın, sorunlu kredilerini bankacılık sisteminden Amerika gibi hızlı bir şekilde temizleyemediği için krizden bir türlü tam anlamıyla çıkamadığını dile getirdi.

Türkiye’nin benzer bir döngüye girmemesi için bu sorunu çözmesi gerektiğini vurgulayan Kaslowski, “Bu yapılırken en çok dikkat edilmesi gereken konu, ‘Moral Hazard’ diye tabir edilen ahlaki çöküşten korunmak. Hatalı iş yapan, hesapsız yatırım kararları alanların cezasını, ihtiyatlı iş yapan, kararlarını doğru veren, vergisini düzgün ödeyen kesimler ödememeli. Tedbirini almış, ona göre işini ihtiyatlı büyütmüş, harcamalarında aşırıya kaçmamış olanlar cezalandırılmamalı” şeklinde konuştu.

Makul, düşük bir faiz ile para bulma olanağının bir süre daha oluştuğunu anlatan Kaslowski, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Biz yapısal reformlarımızı tamamlayarak ve kurumlarımızı güçlendirerek bu süreçten kalıcı şekilde faydalanmalıyız. Yurt dışında bir miktar gevşemeye gidilmesi TL üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Bu da bize döviz borcu sorununu çözmek için zaman kazandırır ama bu genişleme büyüme tarafına çok büyük bir destek vermeyecek çünkü bizim borç azaltma döneminde olmamız gerekiyor. Dışarıdan daha fazla borçlanmak değil, mevcut borcumuzun maliyetini düşürmek ve geri ödemeyi kolaylaştırması açısından faydalı olacak diye düşünüyorum.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN